10 Mart 2007 Cumartesi

It Can't Rain All The Times..




It Can't RaAll The Times..!!

Eric Draven Portre

*The Crow *


6 Mart 2007 Salı

Eric Draven Portrait


Brandon Lee'nin
The Crow filminde ölümsüzleştirdiği karakter
Eric Draven'ın portresi..

Brandon Lee and Stars



Brandon Lee ve yıldızlar..


Yıldızların arasındaki tek yıldızım..

ilahımmm...

Tamamen can sıkıntısından bir anda yapılmış bir çalışma..

Sanatsal bir çaba yok yani yanlış anlaşılmasın.. :=)


Güle Güle Genç Yıldız..

Yolun Açık Olsun..!!!


**Forever Brandon Lee....**

4 Mart 2007 Pazar

Sen Gittin Gideli Ben Yavaş Yavaş Deliriyorum..



İstanbul ,
senin bıraktığın İstanbul değil artık bende..
sahiller ıssız,
taş plaklar kırık..
gramofonlar bozuk..
vapur düdükleri bile ısıtmıyo sabahımı artık..
Adalarıysa hiç sorma;
gitmiyorum sen gittin gideli
değil gitmek,
uzaktan bakmak bile acıtıyor içimi
Çiçek Pasajındaki Madam Anahit anlamış halimi,
akordeonundan çıkardığı nâmeler bile
bir başka dertli,
bir başka ayrılık yüklü sanki..
son yudumumu bile içmeden
bırakıp kaçıyorum masadan inanki..
midye tava, kokoreç ve birayıysa hiç sorma
ağzıma bile sürmedim gittiğinden beri... sensiz tadı olmaz ki...

Bütün gün evde oturuyorum
cam kenarında..
elimde bir bardak kırmızı şarap
senin sewdiğin müzikleri dinliyor,
saçımı beğendiğin gibi topluyor,
sewdiğin kıyafetleri giyiyorum..
kâh şiir yazıyor,
kâh resim yapıyor,
arada sırada da
gözümü yola dikip
belki gelirsin diye bakınıyorum..



Sanırım,
sen gittin gideli
ben
yavaş yavaş
deliriyorum...

*bahar*

2 Mart 2007 Cuma

Ruhun Bile Duymadı..Ne Tuhaf..!!


günlerdir yoktun,
ne aklımda, ne fikrimde,
ne de düşlerimde..
zar zor uyuyabildiğim zamanlardaki
o kısacık rüyalarıma bile girmiyordun epeydir..

nasıl gelecektin ki zaten aklıma
bi düşünsene
değil sana selam vermeyi,
adını ağzıma almaya bile
ambargo koymuştum neredeyse..

ama nasıl olduysa,
bi an unutup
yasağı deldim dün gece..
resimlerine baktım önce uzuuun uzunnn..
ilk anda bir ürperti sardı her yanımı..
ellerini tutabilmeyi,
gözlerine bakabilmeyi,
dudaklarına dokunabilmeyi arzuladım o an
çaresizce..

sonra yazdıklarını açtım okudum
içime sindire sindire..
ilk günlerin heyecanı kapladı yüreğimi
delice bir özlemle..

sensizliğin getirdiği
o amansız hasret ateşinin alazı
yalayıp geçerken yüreğimi,
yeniden kavurup kül ediverdi
yangın yerine dönmüş kalbimi..

nasıl oldu da böyle olduk?
nasıl oldu da o ateşli günleri
bir anda ardımızda bırakıp
kutuplara savrulduk?

anlayamıyorum..
aklım mantığım almıyor..
"bir ömür beraberiz" derken
"sensiz nefes bile alamam" derken
"senden başkasıyla olamam" derkenn....

derken...
"bir ömür boyu" denilenin
kaç gün olduğunu anlayamadan
soktuk araya ayrılığı..

nefesimsin, soluğumsun,
sensiz yaşayamam derken
suni teneffüse bile izin vermeden
koparıverdik hayatla bağı..

ve asla başkası olamaz derken;
ahhhhhhhhhhhhhhh..............
kim bilir kimlere dokundu o ellerin
kim bilir kimlere aynı sözleri verdi
o tatlı bir zehirle kaplı dilin..

ne tuhaftır ki
tüm bunlar yaklaşık olarak
üç yada beş saniyede geldi geçti aklımdan..
bunca senenin sonunda;
tüm anılarım,
ve senli düşüncelerim,
bu kadar kısa bir zamanda,
önce hasret ve aşk;
sonra nefret ve acıyla harmanlanıp
gözyaşı olarak düştü yanağıma..

seninse ruhun bile duymadı olanları..
ne deldiğim yasağı,
ne akıttığım gözyaşını..
ne de;
içimde sana ait ne varsa
dün gece hepsini kaldırıp
çöpe attığımı..!!

*bahar*